Rehber Yazılar

Bir Başarı Hikayesi – Gülsüm Karşılayan

Üniversite Hayalim ve Zorluklarla Dolu Serüvenim

Merhaba değerli okuyucular;

Bugün sizlere kendi üniversite serüvenimden bahsetmek istiyorum. Öncelikle sizlere bu yolda en önemli adımın istemek olduğunu belirtmeliyim. Bir şeyi ne kadar çok isterseniz başarma oranınız da o kadar artacaktır. İçinizden her şey istendiği gibi olsaydı neler yapmıştım diyenler olacaktır elbet. O halde yeteri kadar istememişsinizdir demektir.

Sizlere bu yazıyı 2 üniversite mezunu, yüksek lisans yolunda ve akademisyen adayı olarak yazıyorum. Bu süreçlere hiç kolay gelmedim elbette. Çalıştım, hem de gece gündüz. 28 yaşında bir bayanım.

Yaşadığım Zorluklar ve Lise Hayatım



Babamı 3 aylıkken bebekken kaybettim. 3 çocuklu bir ailenin tek okuyan çocuğu bendim. İlkokul, ortaokul ve lise sürecinde her dönem takdir belgesi getirdim aileme. Tek bir dönem teşekkür belgesi almıştım, onda da oturup ağlamıştım. Her zaman en başarılı ben olmak isterdim. Ha bu süreçlerde çok fazla ders çalışır mıydım. Öyle yana yana değil elbette ki.. Hatta hiç onaylamasam da lise yıllarımda çok fazla kopya serüvenim olmuştur. Özellikle kendi sınav kağıdımı doldurup, arkadaşlarımın sınav kağıdı ile değiştirerek onların sınavını da yaptığım olmuştur. Lise çağları insanın en güzel dönemleri ve bu anılarım aslında (hiç onaylamasam da) o zamanki yıllardan kalan en güzel anılar.

Lise yıllarını bitirdikten sonra maddiyatımızın kötü olmasından dolayı birkaç yıl çalışmak zorunda kaldım. Aslında bu çalışma süreci benim gerçek hayatla tanışmama büyük vesile oldu. Başkalarından emir almaktan hoşlanmıyordum ve birilerinin beni ezmesi de katlanamadıklarım arasındaydı. İş hayatının zorluklarını gördükçe ve yaşadıkça okumaya karar verdim. 21 yaşıma doğru anneme üniversite hayalimden bahsettim. O dönemlerde en yakınlarım başlamıştı lafı sokmaya. ”Bu yaştan sonra üniversite mi okunur”, ”Okunacak yaşı geçtin artık” gibi sözleri duyduğumda elbette ki üzülüyordum. Fakat şu da bir gerçek ki bana bu lafları söyleyen insanların hepsi ben üniversiteye başladıktan sonra açık liseye kayıt yaptırdı ve hala 3. sınıfa dahi ilerleyemediler.

Üniversiteye Adım Adım

21 yaşımda girdiğim sınavı kazandım. Tercih nasıl yapılır, nereler yazılır ya da tercih neye göre yapılır onu dahi bilmiyordum. Çevremde okumuş ve uzman birisi yoktu. İş başa düşmüştü anlayacağınız. Bir yakınım … olan yerleri yaz henüz yeni açılan bölümler alım yapma olasılığı çok gibi bir şey söylemişti. Tek düşüncem ”Üniversitenin kapısından bir gireyim, oraya bir adım atayım ki hem kendimi geliştiririm, hem de daha da yükselirim” şeklindeydi. Denildiği gibi puan olmayan ve yeni açılan bölümleri yazdım. Gülşehir Meslek Yüksek Okulu – Dış Ticaret bölümünü kazandığımda dünyanın en mutlu insanı olmuştum. Teşbihte hata olmaz o günlerde beni görseniz ”Sanki ODTÜ kazandı da böyle mutlu” derdiniz.



Okula kaydımı yaptırdım ve hayat boyu süren hırsım orada da devam etti. Bölüm birincisi olarak bitirdim okulu. Annem dünyanın en mutlu kadını olmuştu ve koltukları kabarmıştı. Mezuniyetimdeki mutluluk tarif edilemezdi. Ancak staj yaparken 2 yıllık okuyan bir bayan ve 4 yıllık okuyan bir bayan aynı birimde çalışıyordu. 2 yıllık okuyan bayanı çok fazla ezdiklerini gördüm. Ben de 2 yıllık mezunuydum ve amacım daha da yükselmekti. O nedenle DGS sınavına girmeye karar verdim. Son 10 yılın en zor DGS sınavı da bana denk gelmişti. Sınavdan çıktığımızda tüm öğrenciler üzgündü. Annem ”Nasıl geçti kızım” dediğinde ”Güzel geçti” demiştim ama hayallerimin o noktada bittiğini düşünmüştüm. Kayseri Erciyes Üniversitesi’ni istiyordum. Özellikle de 1. öğretim istiyordum ki ailemin olmayan maddiyatına daha da zarar vermemek için. Tercihlerimi yaptım ve Erciyes Üniversitesi İşletme Bölümü 1. öğretim ilk tercihimdi. Gelmezdi biliyorum ve İktisat İ.Ö gelir falan diye düşünüyordum. Tercih sonuçları açıklandığı gün ben ve annemin sarılarak hüngür hüngür ağladığımızı hatırlıyorum. Sevinçten akıyordu gözyaşlarım.  Artık tercih nasıl yapılır sorusunu geçmiş, kendimi ve beynimi 2 yılda da olsa geliştirmiştim.

Ancak Erciyes Üniversitesi Türkiye’nin en zor üniversitelerinden biriydi. Hocalarım uyarmıştı ”Çok çalışmalısın, burayla kıyaslama sakın” diyerek. Kayıt yaptırdığımda hazırlık sınıfı okuyacağımı söylediler. 2 yıl okudum 3’ten başlatırlar 1 yıl da hazırlık olsun bir şey olmaz dedim. Hazırlığı bitirdim ve okul 2. sınıftan başlattı. 2. sınıftan başlatmayla kalmayıp Dikey Geçiş yapanlar sadece 4 ders alabilir dediler. Tonlarca ders verdikleri yetmezmiş gibi fazladan 2 yılımızı istiyorlardı bizden. Her şeye sabrettim. Tam 4 yıl boyunca da Erciyes Üniversitesi’nde eğitim gördüm. Toplamda 6 yıl üniversite hayatım oldu. Tez sürecimde okulun en zor hocasına düşmüştüm. Herkesin ”Tüh .. Hocaya düştüysen asla geçemezsin” sözlerine rağmen aylarca gece gündüz tezimi yazmakla uğraşıp tezimi tek savunmada geçtim.

Şimdi ise mezunum ve bunca yılın yorgunluğuna aldırmadan yüksek lisans için başvuracağım. Hayalim akademisyenlik ve bu hayale ulaşmak için de bıkmadan usanmadan savaşacak gücü görüyorum kendimde. 28 yaşındayım ve gerekirse 35 yaşıma kadar da olsa okuyabilirim. Çünkü biliyorum ki hayat zor ve bazı zorlukları aşabilmek için sabır gerekiyor. En önemli başarı anahtarım inanmaksa, inandığım her şeyi başardım.

Siz değerli öğrenci arkadaşlara da en zor anlarında dahi pes etmeyerek inanmalarını ve sabredilen her şeyin sonunda güzelliklerin beklediğini unutmamanızı tavsiye ederim.



Saygılarımla.



Bir Yorum

  1. Bende bir gün senin gibi olmayı hayalinideyim inşallah unuverse kazanırım bize verdiğin bu ornek başarıyı icin teşekkür ederim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu